<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Cemaat Forum</title>
		<link>http://www.cemaatforum.com</link>
		<description>Cemaat Forum</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 05:15:49 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.cemaatforum.com/images/klas/misc/rss.jpg</url>
			<title>Cemaat Forum</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com</link>
		</image>
		<item>
			<title><![CDATA[Kur'an-ı Kerim'in 1400. yılı]]></title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118521&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:31:10 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Kur'an-ı Kerim'in 1400. yılı*   Kur'an-ı Kerim'in indirilişinin 1400. yılı Kadir Gecesi'nde kutlanacak. 40 ülkeden 80 civarında bakan ve alim... 
...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>*Kur'an-ı Kerim'in 1400. yılı*   Kur'an-ı Kerim'in indirilişinin 1400. yılı Kadir Gecesi'nde kutlanacak. 40 ülkeden 80 civarında bakan ve alim...<br />
<br />
<a href="http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118517&amp;goto=newpost" target="_blank">Mesajın Devamı.</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=241">Kurani Kerim Rss</category>
			<dc:creator>Bumerang</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118521</guid>
		</item>
		<item>
			<title>1400 yıldır değişmediği ispatlandı</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118520&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:31:10 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*1400 yıldır değişmediği ispatlandı*  10 yıllık çalışma sonucunda orijinal 4 mushaf ile günümüz Kur'an-ı Kerim'ini kelime kelime ve harf harf... 
...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>*1400 yıldır değişmediği ispatlandı*  10 yıllık çalışma sonucunda orijinal 4 mushaf ile günümüz Kur'an-ı Kerim'ini kelime kelime ve harf harf...<br />
<br />
<a href="http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118518&amp;goto=newpost" target="_blank">Mesajın Devamı.</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=241">Kurani Kerim Rss</category>
			<dc:creator>Bumerang</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118520</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Teravih Namazı HAKKINDA</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118519&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:17:13 GMT</pubDate>
			<description>*Teravih Namazı HAKKINDA* 
 
Mübarek Ramazan Ayında kılınan Teravih namazı hakkında bilinmeyenler. 
 
 
Bir Ramazan akşamı cami imamının kapısını...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Teravih Namazı HAKKINDA</b><br />
<br />
Mübarek Ramazan Ayında kılınan Teravih namazı hakkında bilinmeyenler.<br />
<br />
<br />
Bir Ramazan akşamı cami imamının kapısını çalmış gençler.<br />
<br />
&#8212; Hocam, demişler. Teravihe gelmek istiyoruz ama yatsıdan biraz sonra dünya kupası maçı var. Yetişebilir miyiz?<br />
<br />
İmam gençleri kaçırmak istememiş.<br />
<br />
&#8212; Tabiî ki yetişirsiniz çocuklar, ezan okununca camiye gelin, cevabını vermiş.<br />
<br />
Yatsı ezanı okunmuş, gençler camiye koşmuş. İmam yatsıyı normal bir şekilde kıldırmış, ama sıra teravihe gelince bir koşturmaca başlamış. Öyle ki, gençler ikinci secdeden kalkarken yaşlılar birinciyi ancak yetiştiriyor. Herkes kan ter içinde kalmış.<br />
<br />
Namaz biter bitmez, teravih kılmanın iç huzuruyla coşan gençler, &#8220;huşu içinde&#8221; maç izlemeye koşmuşlar. Cemaat dağılırken yaşlı bir amca imamın önünü kesmiş.<br />
<br />
&#8212; Hocam, demiş. Ben bu namazdan bir şey anlamadım. O kadar hızlı kıldırdınız ki, secdede bir sübhane rabbiyel âlâ ancak diyebildim.<br />
<br />
Genç imam gülmüş.<br />
<br />
&#8212; Sen ona şükret amca. Vallahi ben onu da diyemedim.<br />
<br />
Tabiî teravihle ilgili bir fıkra bu. Belki de hiç yaşanmadı. Ancak bazı teravihlerde rükû ve secdede bir tesbihi ancak söyleyebiliyoruz. Cemaatin yoğun denetiminde olan bazı imamlar bıktırmamak için elinden geleni yapıyor. <br />
<br />
&#8220;Amma yavaş kıldırdın hocam&#8221;, &#8220;Çok uzun okudun, neredeyse uyuyacaktım&#8221; gibi tepkiler imamları üzüyor. Zaten Ramazan&#8217;ın ilk günü tıklım tıklım olan camilerde cemaatin önce yarıya, sonra da üçte bire düşmesi &#8220;mesaj&#8221; olarak yetiyor.<br />
<br />
Peki, teravihi cazip hale getirmenin yolu, giderek hızı arttırmak mı? Neredeyse hiçbir İslâm ülkesinde görülmeyen bir hızda kılınan teravih namazları, adeta bir akrobasiye veya 19 Mayıs hareketlerine dönüşüyor. Oysa teravih, en kuvvetli sünnetlerden. Peki, böyle mi kılıyordu Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.). Teravih zaten kelime olarak &#8220;istirahat ederek, rahat rahat kılınan namaz&#8221; demek. Öyle ki, sahabeler ve onları izleyenler, her rekâtta bir sayfa okuyarak Ramazan boyunca bir hatim yapıyorlarmış. Şimdi yanlışlıkla hatimle kıldırılan bir camiye girenler, iki rekât kıldıktan sonra çareyi kaçmakta buluyor.<br />
<br />
Bir grup genç imamı namazdan sonra yargılıyorlar.<br />
<br />
&#8212; Hocam, hani nasıl anlaşmıştık? İlk dört rekât iyiydik, ama birden yavaşladın.<br />
<br />
Sol tarafa selam verirken müftüyü gören imam ne yapsın?<br />
<br />
&#8212; Sormayın gençler, demiş. Radara yakalandık.<br />
<br />
İyi ama tüm radarların üzerinde olan Rabbimizin kontrolünden uzak mı sandık kendimizi? Hani Onun &#8220;sem&#8217;i ve basar&#8221; sıfatları vardı? Her sözümüzü işitip, her anımızı görmüyor mu? Bütün yaptıklarımız, bütün ayrıntılarıyla melekler tarafından kameraya alınmıyor mu?<br />
<br />
Belki de ülkemizin birçok şehrinde hızlı teravih kılınan camilere akın ediyor gençler. Hatta hızlı kılınan cami daha uzak olduğu için namazda geçen zamandan daha fazlasını yol yürüyerek kaybetseler bile.<br />
<br />
Her Ramazan bir tartışma başlar.<br />
<br />
&#8212; Teravih sekiz rekât mı, yirmi rekât mı?<br />
<br />
Tartışmalar gazete köşelerinden televizyon ekranlarına kadar taşınır. Bana:<br />
<br />
&#8212; Sekiz rekât kılsak olur mu hocam, diye sorduklarında hemen cevap veririm:<br />
&#8212; Hiç kılmasan da olur. Ama kılarsan, çok iyi olur, muhteşem olur, sevabı ve fazileti muazzam olur.<br />
<br />
Yine imam olduğum zaman gençler sorar:<br />
<br />
&#8212; Hocam, kaç rekâtta bir selâm vereceksiniz?<br />
&#8212; Çok sevap alalım diye iki rekâtta bir selâm vereceğiz, derim.<br />
&#8212; Dört rekâtta bir versek&#8230;<br />
<br />
Niçin böyle istiyorlar? Çünkü iki selâmla bir salâvat kârları olacak! Bunun her biri yaklaşık on saniye sürse, beş kez tekrarlanacağı için 50 saniye daha erken bitecek namaz. <br />
<br />
Oysa bir bilsek bunun faziletini&#8230; Öncelikle iki rekât kılmak daha faziletli, daha sevaplı. Selâmı iki tarafımızdaki hafaza meleklerine veriyoruz. Hatta bazı Allah dostları, sağ tarafa verirken peygamberlere, sol tarafa verirken de evliyalara selâm verdiğini söylüyor. <br />
<br />
Salâvat ise Efendimizin (s.a.v.) bize şefaat etmesine vesile olacak. Hem bizim için ömür boyu dua eden, mahşerde &#8220;Ümmetim&#8221; diye yalvaracak olan Güzeller Güzeline bu kadar nankör ve vefasız olmakla ne kazanacağız?<br />
<br />
Ramazan&#8217;da işlediğimiz her iyiliğe, yaptığımız her ibadete bin kat sevap veriliyor. Cehennem kapıları kapanıp Cennet kapıları açılıyor ve şeytanlar zincire vuruluyor. Af ve mağfiretin coştuğu, günah hamalı olan biz ahir zaman Müslümanları için kârlı bir ticaret mevsimi ve adeta kurtuluşumuz için bir can simidi olan Ramazan&#8217;ın müstesna bir ibadeti olan teravihi yeniden keşfetmek ve tavizsiz olarak uygulamak zorundayız.<br />
<br />
Zaten ümmet olarak birçok nafile namazın hakkını veremiyoruz. Hiç değilse her bir rekâtı bin rekât olarak yazılan teravihe sarılalım. Her gün yirmi bin rekât namaz kılmış gibi sevap almayı kim istemez? Hiç kılmayıp terk etmekle ya da kabul olmayacak derecede hızlı kılmakla Allah&#8217;ın rızasını reddettiğimizin farkında mıyız? İhmal ettiğimiz her bir teravih, Cennetteki bahçemizi küçülten, köşklerimizi azaltan bir hatadır. Belki de Cehennemin yollarını tıkayacak güzelim rekâtları, heba ediyoruz, heder ediyoruz&#8230;<br />
<br />
Teravih, haşir meydanında hesap görülürken terazimizin sevap kefesini ağırlaştıracak muhteşem bir ibadettir. Kim bilir, tam da sevaplarımız az geldiğinde, Cehennem korkusundan zangır zangır titrerken, kalbimiz heyecandan gümbür gümbür atarken, güzel gökçek, dırahşan çehreli bir yiğit gibi teravih namazımız gelecek, hafif gelen sevap kefesine kurulacak ve bir anda her şey tersine dönecektir.<br />
<br />
Hiç kimsenin hiç kimseye bir katkısı olmadığı o dehşetli günde bize şefaat edecek, elimizden tutacak olan teravihe niçin dört elle sarılmıyoruz?<br />
<br />
Bakın ne diyor Sevgili Efendimiz (s.a.v.): &quot;Her kim inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan'ı ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır&quot; (Buharî, İman, 25, 27; Müslim, Musafi'in, 173, 176; İbn Mace, İkametu's-Salâ, 173; Tirmizî, Savm, 83)<br />
<br />
Hadis alimlerinden en-Nevevî, Hz. Muhammed (s.a.s)'in ashabına Ramazanı ihya etmeyi vacip kılmadığını, fakat mendup olarak emredip teşvik ettiğini, İslâm alimlerinin de bunun mendup olduğunda ittifak ettiklerini kaydetmektedir. En-Nevevî, &quot;Ramazanı ihya etmenin, teravih namazını kılmakla hasıl olduğunu&quot; da zikretmektedir. Bu açıdan Hz. Muhammed (s.a.s)'in, &quot;her kim Ramazan'ı ihva ederse&quot; sözü, &quot;her kim geceleri namaz kılarak Ramazan'ı ihya ederse&quot; şeklinde anlaşılmalıdır (en-Nevevî, el-Minhâc, 1924, VI, 39, vd.)<br />
<br />
Nitekim Abdurrahman b. Avf'ın naklettiği bir hadiste Hz. Muhammed (s.a.s): &quot;Şüphesiz Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek Ramazan'ı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur&quot; buyurmaktadır. (İbn Mâce, İkametu's-Salâ, 173; İbn Hanbel, I, 191, 195).<br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.s), Ramazan'ın bir gecesinde namaz kıldırdı. Abu Zer (r.a) &quot;Ey Allah'ın Resulü, gecenin kalan yarısında da bize namaz kıldırsaydınız.&quot; deyince, Hz. Peygamber cevaben, &quot;İmam namazı bitirinceye kadar onunla namaz kılmak, bütün geceyi ihya etmeye eş değerdir.&quot; buyurmuştur. (Ebu Davud, Salat 318; Tirmizi, Savm 81; İbn Mace, İkame 173.)<br />
<br />
Hadislerde geçen &quot;Ramazan'da geceyi kıyam/ihya etme&quot; ile teravih namazının kastedildiği hususunda ittifak vardır. (Ayni, Udetü'l-kari, 9/198; Şerbini, el-İkna, 1/117)<br />
<br />
Kim bu müjdeye kavuşmak istemez? Ya şu müjdeye nail olmak için 20 rekât namaz az bile gelmez mi?<br />
<br />
Teravihi, &#8220;nasıl olsa sünnet&#8221; düşüncesiyle asla hafife almamak gerekir. Hatta her zamanda ve her şartta tavizsiz bir tavrımız olmalı. Çünkü, yolculuk, hastalık, misafirlik, iş yoğunluğu gibi bir mazeretle kılmadığımız zaman nefsimiz alışkanlık kazanacak, hafife alacak ve önemsemeyecektir. <br />
<br />
Ne zaman ki bir gün kılmayıp ihmal ettiniz; ertesi gün nefis şunu söylemeye hazırdır: <br />
<br />
&#8212; Canım ne olacak kılmasan? Dün de kılmamıştın. Hem zaten farz bile değil. Üstelik birkaç kez 20 rekât kıldın. Oysa sekiz bile kılınırmış. Fazla kıldıklarını kılmadıklarına say.<br />
<br />
Bazen de çok masum bir mazeretle geliyormuş gibidir nefis. Gün boyu Allah yolunda bir hizmet için koşturmuşsunuzdur. <br />
<br />
&#8212; Bugün teravihi kılmasan da olur. Zaten hizmet için koştun. Onun sevabı sana yeter de artar bile, diyerek kandırmaya çalışır.<br />
<br />
Eski asırların insanları çok ibadet eder, tavizsiz yaşarlardı. Ara sıra gerçek mazeretleri olduğunda kılamaz, buna bile üzülürlerdi. Günümüz Müslümanları ise, bir bahaneyle teravihten kaçmak için fırsat kolluyor. Mazeretinin birisi gerçekse, birçoğu asılsız bahanelerden ibaret. Bu yüzden nefse karşı tavizsiz olmak, meydan okumak ve hiçbir bahanesine yüz vermemek tek çözümdür.<br />
<br />
Ben bunun yolunu tavizsizlikte buldum. Teravihle ilgili yıllar önce nefsimle bir tartışma yaşadım. Bunu özet olarak yazmak istiyorum. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:<br />
<br />
&#8212; Ey nefis! Sakın ola bana teravih için bir bahaneyle gelme. Hiçbir sözünü dinlemem.<br />
&#8212; Estağfirullah efendim, elbette senin gibi bir namaz sevdalısına ben ne diyebilirim? <br />
<br />
Ancak sünnettir, hasta veya yorgun olunca ne yapacaksın?<br />
&#8212; Yine kılarım, teravih bu. Bire bin yazılıyor. Ya bir dahaki Ramazan&#8217;a erişemezsem?<br />
&#8212; Ama ayakta duramazsanız?<br />
&#8212; Direnirim, dururum. Ama duramazsam, oturarak kılmak da caiz. <br />
&#8212; Peki, Ramazan&#8217;da sık sık konferanslara gidiyor, namazı anlatıyorsun. Yolculukta kılmazsan bir şey olmaz. Zaten Allah için çalışıyorsun.<br />
&#8212; Öyle mi? İnsanlara tavsiye ettiğimizi kendimiz yapmazsak doğru olur mu? Seyahatlerde çoğu kez gittiğimiz beldede fırsat oluyor, camide kılıyoruz. Pek azı yolculuk anına rastlıyor. O zaman da molalarda pekâlâ kılabiliyorum.<br />
&#8212; Haklısın ama hiç değilse iftara gittiğin misafirliklerde kılmasan&#8230; Çünkü Allah yolunda çok tatlı sohbetler oluyor&#8230;<br />
&#8212; Yine yanıldın nefis, Ramazan sohbetten çok ibadet zamanı. Hele hele boş geziler, eğlenceler, lüzumsuz sohbetler sevap yerine günah getirir. Misafirliklerde ya camiye gitmek gerekir ya da evdeki çoluk çocuk kimse varsa cemaat yapıp yine teravihi kılmak lazımdır.<br />
&#8212; Yani bu teravihi engelleyen hiçbir şey yok mu? Farzın bile bazen mazereti oluyor&#8230;<br />
&#8212; Teslim olursan bahane çok. Ancak kim bahanelere aldırıp her gün en az 20 bin rekât sevabı kazandıran 20 rekatlık teravihi ihmal ederse, adeta 20 bin adet beşibiryerde altını kaybetmiş olur. Bu yüzden hiç karşıma çıkma, beni kandıramazsın. <br />
<br />
Bu tür uzun münazaralardan sonra nefsim anladı ki, boş yere uğraşmaya gerek yok, bu adam ikna olmaz.<br />
<br />
Tabiî diyeceksiniz ki:<br />
&#8212; Yoğun koşturmacalar içindeyken hiç mi kaçırdığımız teravih olmayacak?<br />
<br />
O sizin teravihe verdiğiniz öneme ve değere bağlı. Camide cemaatle kılmak daha faziletli olduğu halde fırsat bulamadıysak yalnız kılacağız, ama terk etmeyeceğiz. Gece kılmaya imkân bulamadık veya uyku ve yorgunluk galip geldiyse, sahura biraz erken kalkıp yine kılacağız. Çok uğraştık, ama zaman daraldıysa hiç değilse sekiz rekât kılacağız, ama o feyiz deryasından hissesiz kalmayacağız. <br />
<br />
Tabiî asla içindeki dualardan eksiltmek, hızlı kılmak gibi bir nefis oyununa mağlup olmamalıyız. Eğer olağanüstü meşgulsek veya zamanımız darsa, terk etmek yerine daha kısa surelerle yine kılıp o muazzam hazineden nasipsiz kalmayalım. <br />
<br />
İhmal eden, hafife alan, küçümseyen ya terk eder ya birkaç teravihle yetinir. Ama önemseyen, değer veren, hassas ve tavizsiz olan ya tümünü kılar ya da birkaç tane ancak kaçırır.<br />
<br />
Bize tümünü kılmak yakışır. Çünkü ahir zaman Müslümanıyız, çok günahkârız, affa ve sevaba çok muhtacız.<br />
<br />
Teravih her yerde her zaman güzeldir. Ama camilerde, hususan büyük veya tarihî camilerde, bilhassa İstanbul&#8217;da Sultanahmed, Süleymaniye, Fatih, Eyüp Sultan gibi camilerde; Edirne Selimiye&#8217;de, Bursa Ulucami&#8217;de, Ankara Kocatepe&#8217;de, Şanlıurfa Dergâh Camiinde kılmak daha güzeldir. <br />
<br />
Özellikle güzel sesli hafızların imamlığında kılmak, her biri farklı makamdaki salâvatları dinlemek, enfes ilâhîlerle coşmak insanı dünyadan koparıp lâhutî ve uhrevî âlemlere götürür. Böyle güzellikler varken, teravihin nurlu deryasından mahrum olmak doğru olur mu? Son yıllarda müminler teravih kılarken camilerin çevresinde kurulan dükkânlarda dolaşmak büyük bir zarardır. Çünkü içerde hazineler paylaşılmaktadır. Teravihi kılıp alış verişe gitmek her zaman mümkündür.<br />
<br />
Tabiî teravihin tüm faziletlerini, sevaplarını kazanmak, ancak beş vakit namazı kılmakla mümkün. Zira hiçbir sünnet namaz, farz namazın yerini tutamaz. <br />
<br />
Bunun için Ramazan&#8217;da beş vakit namazla birlikte orucunu tutan, teravihini kılan, istiğfar, salâvat ve Kur&#8217;an&#8217;la meşgul olan kişi, bayrama erdiğinde annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olacaktır inşallah.<br />
 <br />
 <br />
<u><b><a href="http://www.habervakti.com/" target="_blank">Kaynak</a></b></u></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=134">Namaz</category>
			<dc:creator>Gule Hasret</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118519</guid>
		</item>
		<item>
			<title>1400 yıldır değişmediği ispatlandı</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118518&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:16:34 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*1400 yıldır değişmediği ispatlandı* 
 
10 yıllık çalışma sonucunda orijinal 4 mushaf ile günümüz Kur'an-ı Kerim'ini kelime kelime ve harf harf...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>1400 yıldır değişmediği ispatlandı</b><br />
<br />
10 yıllık çalışma sonucunda orijinal 4 mushaf ile günümüz Kur'an-ı Kerim'ini kelime kelime ve harf harf kontrol ederek, aralarında herhangi bir değişikliğin olmadığını kanıtlandı<br />
<br />
<br />
Altıkulaç, AA muhabirine, günümüz Kur'an-ı Kerim'i ile dünyadaki 4 orijinal mushaf üzerinde IRCICA ve Türkiye Diyanet Vakfı'nın katkılarıyla yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi.<br />
<br />
Yıllardır ''Kur'an-ı Kerim'in hiç değişmediği, tahrife uğramadığı''nın ifade edildiğini ancak kanıtlanamadığını dile getiren Altıkulaç, IRCICA ve Türkiye Diyanet Vakfı'nca basılan orijinal mushafların özel faksimile nüshalarının, Kur'an-ı Kerim'in herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze ulaşmış bir kitap olmasıyla ilgili olduğunu söyledi.<br />
<br />
Mushafların en eski belgelerinin kütüphanelerde saklı bulunduğunu ve kimsenin bunların kapağını açıp inceleme fırsatı bulamadığını anlatan Altıkulaç, teknolojik gelişmelerin sonucu dijital çekim sayesinde kütüphanelerdeki mushafları dijital ortama aktardıklarını ve kitap haline getirdiklerini kaydetti.<br />
<br />
Orijinali Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan ve Halife Hz. Osman'a izafe edilen Mushaf-ı Şerif'in IRCICA tarafından hazırlanan özel faksimile nüshası ile bugün dünyanın her yerinde okunmakta olan Kur'an-ı Kerim'i kelime kelime, harf harf, hatta diş diş kontrol ettiğini ve arada herhangi bir değişikliğin olmadığını tespit ettiğini anlatan Altıkulaç, aynı çalışmayı Kahire'de bulunan ve yine Hz. Osman'a ait olduğu söylenen El-Meşhedü'l-Hüseyni mushafı üzerinde de yaptığını kaydetti.<br />
<br />
<b>''MÜSLÜMANLAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR SONUÇ''</b><br />
<br />
Taşkent, Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde bulunan mushaflar üzerinde de aynı çalışmayı yürüttüğünü belirten Altıkulaç, ''Bunlar hep ayrı ayrı coğrafyalarda henüz hicretin birinci asrı içinde yazılmış mushaflar. Mushaflar birbirleriyle tam bir paralellik içinde oldukları gibi, dünyanın her yerinde okunan Kur'an-ı Kerim'lerle de aynı paralelliği gösteriyorlar. Küçük, basit esasıyla ilgisi olmayan imla farklılıkları var ama esası ilgilendiren hiç bir şey yok. Ne fazla, ne eksik. Bu çok muhteşem ve huzur verici... Müslümanlar için çok önemli bir sonuç olarak değerlendiriyorum'' dedi.<br />
<br />
Altıkulaç, çalışmalarının San'a mushafı üzerinde devam ettiğini belirterek, ''O da bitmek üzere, yakında matbaaya göndereceğiz'' diye konuştu. Tayyar Altıkulaç, çalışmalarının 10 yıldır devam ettiğini ifade etti.<br />
<br />
<b>''YAKINDA SAN'A MUSHAFI DA NEŞREDİLECEK''</b><br />
<br />
İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, çalışmanın çok önemli sonuçlar ortaya çıkardığını belirterek, ''Çalışmalar sonucunda Kur'an-ı Kerim'in vahyedildiği andan bugüne olduğu gibi ulaştığı, bir harfinin, bir kelimesinin ne fazla ne az olduğu tespit edildi'' diye konuştu.<br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Türkiye'de Hz. Osman dönemine ait 3 önemli mushaf bulunduğunu, bunların birini Diyanet Vakfı'nın, diğer ikisini de IRCICA'nın neşrettiğini belirterek, 'San'a Mushafı'nın da yakında neşredileceğini bildirdi.<br />
<br />
Mushaflar üzerindeki çalışmaları Tayyar Altıkulaç'ın yaptığını ifade eden Bardakoğlu, ''4 neşir ortaya çıkardı ki, indirildiği andan bu yana Kur'an-ı Kerim mushafları arasında en küçük bir değişiklik yoktur ve Müslümanlar Allah'ın da bir korumasının sonucu olarak, Kur'an-ı Kerim'i gözleri gibi korumuşlardır'' dedi.<br />
 <br />
<u><b><a href="http://www.habervakti.com/" target="_blank">Kaynak</a></b></u></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=6">Kurani Kerim</category>
			<dc:creator>Gule Hasret</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118518</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kur'an-ı Kerim'in 1400. yılı]]></title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118517&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:15:42 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Kur'an-ı Kerim'in 1400. yılı* 
 
 
Kur'an-ı Kerim'in indirilişinin 1400. yılı Kadir Gecesi'nde kutlanacak. 40 ülkeden 80 civarında bakan ve alim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Kur'an-ı Kerim'in 1400. yılı</b><br />
<br />
<br />
Kur'an-ı Kerim'in indirilişinin 1400. yılı Kadir Gecesi'nde kutlanacak. 40 ülkeden 80 civarında bakan ve alim katılacak<br />
<br />
İslam tarih, kültür ve medeniyeti araştırmaları alanında çalışan İslam, Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA), Kur'an-ı Kerim'in nüzulünün (indirilmeye başlamasının) 1400. yılı münasebetiyle önemli bir projeye imza atıyo<br />
<br />
5 Eylül'de Kadir Gecesi'nde yapılacak açılış konferansında bugüne kadar IRCICA'nın davetini kabul eden 40 ülkeden 80 civarında bakan, kurum başkanı, Müslüman toplulukların temsilcileri ve uzmanlar ile ayrıca, İslam ülkelerinin Ankara'daki büyükelçileri ve İstanbul konsolosları hazır bulunacak. Konferansta bu programın Kur'an-ı Kerim'in hizmetinde en iyi hangi çalışmalarla kutlanacağı ve üye ülkelerin ve ilgili kurumlarının bu programa ne şekilde katkıda bulunabileceği konularında görüş alışverişinde bulunacak, tavsiyeler ortaya koyacaklar. Kur'an'ın dünya toplumlarınca tam olarak anlaşılması yönünde hizmet edecek çalışma programı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde gerçekleştirilecek. Projeyle ilgili bilgi veren IRCICA Genel Direktörü Dr. Halit Eren, &quot;Mayıs ayında Tacikistan'da yapılan İslam ülkeleri Dışişleri Bakanları toplantısında Kur'an-ı Kerim'in nüzulünün üzerinden 1400 yıl geçmiş olması münasebetiyle 2010 ve 2011 yıllarının bütün İslam dünyasında Kur'an-ı Kerim etkinlikleriyle Kur'an-ı Kerim yılı olmasını önerdik ve bu kabul edildi.&quot; dedi.<br />
<br />
Yapılacak toplantıda her ülkenin kendi yapacakları faaliyetleri hakkında da bilgiler sunulacağını söyleyen Eren, 'Kur'an-ı Kerim'in Nüzulünün 1400. Yılı' programının ülkelerdeki çalışmaların ötesinde bir çalışma olduğuna dikkat çekti. Dünya Müslümanlarının bu anlamlı yıl vesilesiyle bir işbirliği ve dayanışma zemininde bir araya geleceğini vurgulayan Eren, toplantıda düşünce ve gayretlerin birleştirilmesinin amaçlandığını dile getirdi. Eren, &quot;Program, Kur'an-ı Kerim'in, İslam Peygamberi'nin, İslam'ın ve İslam medeniyetinin, bu medeniyetin kültür ve sanatlarının, kavramları, prensipleri, tarihteki ve bugünkü gelişmeleriyle tam ve doğru olarak anlaşılması ve anlatılmasını amaçlayan çeşitli ilim, eğitim, kültür ve sanat etkinliklerini kapsayacaktır.&quot; dedi.<br />
 <br />
<u><b><a href="http://www.habervakti.com/" target="_blank">Kaynak</a></b></u></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=6">Kurani Kerim</category>
			<dc:creator>Gule Hasret</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118517</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Dünyanın ilk futbol kulübü</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118516&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:14:01 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Dünyanın ilk futbol kulübü* 
  
Dünyanın ilk futbol kulübü, İngiltere&#8217;nin kuzeyindeki Sheffield kentinde kurulan &#8220;Sheffield F.C.&#8221; (Sheffield...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Dünyanın ilk futbol kulübü</b><br />
 <br />
Dünyanın ilk futbol kulübü, İngiltere&#8217;nin kuzeyindeki Sheffield kentinde kurulan &#8220;Sheffield F.C.&#8221; (Sheffield Football Club) adlı kulüptür. 24 Ekim 1857&#8217;de William Prest ve Nathaniel Creswick (kulübün ilk sekreteri ve takım kaptanı) tarafından kurulan Sheffield F.C. aynı zamanda dünyanın en eski kulübüdür.<br />
<br />
Sheffield F.C. kurulmadan önce İngiltere&#8217;de kolejlerin ve üniversitelerin kendi bünyesinde okul takımları bulunmaktaydı. Ayrıca bu takımların her biri, kendi okullarına veya bölgelerine özgü kurallarla futbol oynamaktaydı. Sheffield kenti de kurallar birliğinin bulunmadığı dönemin bir kısmını Cambridge kurallarını benimseyerek geçirmiş; ancak daha sonra Sheffield F.C. günümüze kadar ulaşan bazı kuralların temelini atmıştır. Kulübün kurucuları Prest ve Creswick&#8217;in, kentin kendi kurallarını belirlemek için kafa yormaya başlayıp, ofsaytın olmayışı ya da hücum eden oyuncunun itilmesinin serbestliği gibi denemelerde bulunmasıyla Rugby sporunun temellerini atan Sheffield F.C.; zamanla ilk üst direk kullanımına, ilk kornere, ilk serbest vuruşa ve hatta projektör ışıklandırmasıyla oynanan ilk gece maçına imza atar.<br />
<br />
Sheffield F.C. kulübünün üyeleri herhangi bir rakip olmadığı için ilk zamanlar kendi aralarında maç yapmışlardır. Ta ki 1860 yılında dünyanın ikinci futbol kulübü &#8220;Hallam F.C.&#8221; kurulana kadar. Yine Sheffield kentinde kurulan Hallam F.C.&#8217;nin kurucusu ve ilk kaptanı John Charles Shaw&#8217;dır. 26 Aralık 1860 günü Sheffield F.C. ve Hallam F.C. arasında, dünyanın ilk ve en eski derbisinin ilk maçı oynanır ve karşılaşmayı Sheffield F.C. 2-0 kazanır. (Derbi, yaygın ve yanlış kullanımının aksine bir ligin dominant takımları arasında oynanan maçlar için değil; aynı kentin takımları arasında oynanan maçlar için kullanılan bir nitelemedir.) Bugün de sürmekte olan &#8220;Sheffield Derby&#8221;nin bir diğer ismi de &#8220;Rules Derby&#8221;dir. (Sheffield kentinin günümüzde daha popüler olan diğer takımları Sheffield United ve Sheffield Wednesday arasında oynanan derbinin adı ise &#8220;Steel City Derby&#8221;dir.)<br />
<br />
1867 yılında ise, yerel bir tiyatro sahibi olan Thomas Youdan tarafından tarihin ilk futbol turnuvası olan &#8220;Youdan Cup&#8221; düzenlenmiştir. Sheffield kentinde düzenlenen turnuvayı, finalde Norfolk&#8217;u normal süresi 0-0 biten maçta 2 rouge farkla yenen Hallam F.C. kazanmış ve tarihin ilk kupasının sahibi olmuştur. (Rouge, dönemin futbol müsabakalarında beraberlik halinde kazananı belirlemek için kullanılan bir kuraldı. Normal kalenin her iki yanından dörder yard genişliğindeki bir alana isabet eden her şut bir rouge olarak hesaplanır ve bahsi geçen bölgeye daha fazla şut isabet ettiren takım maçı kazanırdı.)<br />
<br />
Hallam F.C., kurulduğu günden bu yana maçlarını 1804 yılında inşa edilen ve dünyanın en eski stadı olan &#8220;Sandygate&#8221;de oynamaktadır. Günümüzde maçlarını &#8220;Bright Finance&#8221; stadında oynayan Sheffield F.C.&#8217;nin bir dönem maçlarını oynadığı &#8220;Bramall Lane&#8221; stadı ise artık Sheffield United kulübü tarafından kullanılmaktadır. Bugün her iki kulüp de, aktif futbol kariyerlerine İngiltere Amatör Ligi&#8217;nde devam etmektedirler.<br />
<br />
1957 yılında, kuruluşunun 100. yılı şerefine Hillsborough&#8217;da İngiltere Milli Takımı ile özel bir maç yapan Sheffield F.C. kulübü, 2004 yılında da FIFA&#8217;nın verdiği en büyük onur ödülü olan &#8220;Order of Merit&#8221; ile ödüllendirilmiştir.<br />
<br />
*Alıntıdır!</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=100">Spor</category>
			<dc:creator>kuzey</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118516</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye'nin ilk tenis kortu]]></title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118515&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:13:47 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Türkiye'nin ilk tenis kortu 
*  
 Türkiye'de tenis oyununu ilk defa İngilizler oynadı. İstanbul'da bulunan İngilizler aralarında 1900 yılında...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Türkiye'nin ilk tenis kortu<br />
</b> <br />
 Türkiye'de tenis oyununu ilk defa İngilizler oynadı. İstanbul'da bulunan İngilizler aralarında 1900 yılında tertipledikleri maçlarda ortaya üç yıl üst üste kazanana verilmek üzere Çelenç kupası koyarak karşılaşmalar yaptılar. Bu kupayı kazanan ilk Türk teniscisi ise Suat Subay.<br />
 <br />
 Ancak Türkiye ilk tenis kortuna 1910 yılında kavuştu. Takvimler 12 Ağustos 1910'u gösterdiği zaman İstanbul Moda'da ilk tenis kortu açıldı. Türklerin ilk tenis oynadıkları tarih ise 1915 oldu.<br />
 <br />
 Bu tarihten itibaren Amerikan kolejlerinde tenis oynanmaya başlandı. Fenerbahçe'de tenis kulübünün kurulmasıyla Fuat Hüsnü Kayacan ilk Türk tenis hareketini başlattı.<br />
 <br />
 1923 yılında TİCİ'nin bünyesinde kurulan Tenis Federasyonu'nun ilk başkanlığına Server Bey getirildi.<br />
 <br />
 1924'te Türkiye Tenis Federasyonu kuruldu. Bundan sonra yurtiçi ve yurtdışı müsabakalara iştirak edildi. Ülkemizde yapılan en büyük tenis yarışması Türkiye birinciliğiyle Çelenç Kupası maçlarıdır. Bunun yanında İstanbul Tenis Eskrim ve Dağcılık Kulübünün düzenlediği İstanbul Milletlerarası Tenis Şampiyonası da yapılıyor.<br />
 <br />
 1930 yılında ilk tenis millî karşılaşmasını yapan Sedat Erkoğlu, Suat Subay ve Sirinya'dan kurulu takımımız Balkan Şampiyonu oldu.<br />
 <br />
 1939'da bağımsız olan federasyonun başkanlığını Kerim Bükey üstlendi.<br />
 <br />
 1942'de &quot;Tenis, Eskrim, Dağcılık&quot; (TED) kulübünün Muhterem Sökmen, Avni Şaşa, Cihat Tegin, Mecdi Serdengeçti, Rıza Arseven, Memduh Moran gibi isimlerin öncülüğünde kurulmasıyla birlikte Türk tenisinde yeni atılımlar gerçekleşti.<br />
 <br />
 Türk milli takımı, Davis kupasına ilk kez 1948 yılında katıldı ve ülkemizde oynanan karşılaşmada Yugoslavya'ya 5-0 mağlup oldu.<br />
 <br />
 1951-1965 yılları arasında aralıksız 14 yıl Türkiye Şampiyonu olan Nazmi Bari, kırılması güç bir rekor sahibi oldu. Nazmi Bari, 1951 Beyrut turnuvasında tek erkeklerde ikinci (çiftte Suzan Gürel ise birinci); 1952 Beyrut turnuvasında birinci; 1954 Selanik turnuvasında birinci; 1957 İsrail turnuvasında ikinci; aynı yıl Üsküp turnuvasında ikinci olarak ülkemizi temsil etti.<br />
 <br />
 Takım karşılaşmalarının önemli şampiyonası 1900 yılından beri her sene yapılan Davis Kupası karşılaşmalarıdır. Bu kupada erkekler mücadele ederler. Dördü teklerde, birisi çiftlerde olmak üzere beş karşılaşma yapılır. Her ülke iki veya dört kişilik takımlar halinde Davis Kupasına katıldı. Türkiye bu kupaya 1959 yılından beri katılmaktadır. Sadece 1973 yılında ikinci tura geçebildi.<br />
 <br />
 1974'te Balkan Şampiyonasında dördüncü oldu. Türkiye tenisteki en iyi başarısını 1980 İzmir'de yapılan İslam Oyunları karşılaşmalarında aldı. Bu şampiyonada tek bayanlarda Tevfika Celaloğlu, Çift bayanlarda Tevfika Celaloğlu-Emel Erdem ve karışık çiftlerde Tevfika Celaloğlu-Kemal Ambar çifti birinci oldu.<br />
 <br />
 1989'da Romanya'da yapılan Balkan Şampiyonasında bayanlar çiftlerde Duygu Akşit-Gülber Gültekin üçüncü oldular. 1990 Türkiye Tenis Şampiyonaları tek erkeklerde Alaaddin Karagöz, tek bayanlarda Duygu Akşit, çift erkeklerde Mert Ertunga-Alaaddin Karagöz, çift bayanlarda Duygu Akşit-Yasemin Kaya şampiyon oldu.<br />
 <br />
 Sabah</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=100">Spor</category>
			<dc:creator>kuzey</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118515</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Dünden bugüne gol kralları</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118514&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:13:24 GMT</pubDate>
			<description>*Dünden bugüne gol kralları* 
 
*1930 - Guillermo Stabile, Arjantin, 8 gol* 
Kupanın ilk maçında forma giyemeyen Stabile, sonraki dört maçta sekiz...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Dünden bugüne gol kralları</b><br />
<br />
<b>1930 - Guillermo Stabile, Arjantin, 8 gol</b><br />
Kupanın ilk maçında forma giyemeyen Stabile, sonraki dört maçta sekiz gol atmayı başardı.<br />
<br />
<b>1934 - Oldrich Nejedly, Çekoslovakya, Conen, Almanya, Schiavio, İtalya 4 gol</b><br />
Kupanın gol kralı 4'er golle Çekoslovakya'dan Nejedly, Almanya'dan Conen ve İtalya'dan Schiavio oldu.<br />
<br />
<b>1950 - Marques Ademir, Brezilya, 7 gol</b><br />
1950 Dünya Kupası'nda Ademir'in attığı toplam gol sayısına ilişkin bazı belirsizlikler olsa da toplamda yedi golle gol kralı.<br />
<br />
<b>1954 - Sandor Kocsis, Macaristan, 11 gol</b><br />
Macarlar'ın rüya takımının önemli bir parçasıydı. Gol kralı olarak tamamladığı 1954 Dünya Kupası'nda aynı zamanda iki kez hat trick yapmayı başaran ilk futbolcu oldu.<br />
<br />
<b>1958 - Just Fontaine, Fransa, 13 gol</b><br />
Sadece altı maçta forma giydiği turnuvayı 13 golle tamamlamayı başaran Fontaine, aynı zamanda bir kupada en fazla gol ve o yıla kadar bir maçta en fazla gol (Batı Almanya'ya 4 gol) atma rekorlarının da sahibi oldu.<br />
<br />
<b>1962 - 6 futbolcu bu ödülü paylaştı , Florian Albert (Macaristan), Garrincha (Brezilya), Valetin Ivanov (Sovyet Rusya), Drazen Jerkovic (Yugoslavya), Leonel Sanchez (Şili), Vava (Brezilya) 4 gol</b><br />
Bu futbolcular arasında Garrincha sadece skorer kimliğiyle ün yapmamıştı.<br />
<br />
<b>1966 - Eusebio, Portekiz, 8 gol</b><br />
Siyah İnci ve Siyah Panter lakaplarına sahip futbolcu, İngiltere'deki kupada Kuzey Kore'ye karşı dört gol birden atmıştı.<br />
<br />
<b>1970 - Gerd Muller, Almanya, 10 gol</b><br />
1974 Dünya Kupası'nda kupayı kaldıran Muller, 1970'te ise altın ayakkabı ödülünü kazandı.<br />
<br />
<b>1974 - Grzegorz Lato, Polonya, 7 gol</b><br />
Lato 1974, 1978 ve 1982'deki turnuvalarda forma giydi ancak hiçbirinde 1974'teki gol sayısına ulaşamadı.<br />
<br />
<b>1978 - Mario Kempes, Arjantin, 6 gol</b><br />
Valencia'daki yılları nedeniyle El Matador lakabı kazanan Kempes, altı golün en önemli ikisini final maçında Hollanda'ya karşı attı.<br />
<br />
<b>1982 - Paolo Rossi, İtalya, 6 gol</b><br />
Rossi'nin altı golünün İtalya'nın 1982'de şampiyon olmasında payı büyüktü. Bu gollerden üçü çeyrek final maçında Brezilya karşısında geldi.<br />
<br />
<b>1986 - Gary Lineker, İngiltere, 6 gol</b><br />
İngiltere'nin kupa hayalleri Diego Maradona'nın ellerinde son buldu ancak Lineker üzerine düşeni yaptı.<br />
<br />
<b>1990 - Salvatore Schillaci, İtalya 6 gol</b><br />
Turnuvadan önce pek tanınmayan ve kupaya da yedek bekleyerek başlayan Schillaci, attığı altı golle adından çok söz ettirdi.<br />
<br />
<b>1994 - Oleg Salenko, Rusya, Hristo Stoichkov, Bulgaristan - 6 gol</b><br />
Oleg Salenko (resimde) ve Hristo Stoichkov aynı sayıda gol attılar fakat Salenko gollerinden beşini bir maçta Kamerun'a karşı attı.<br />
<br />
<b>1998 - Davor Suker, Hırvatistan, 6 gol</b><br />
Suker'in kupadaki muhteşem performansı ve golleri Hırvatistan'ı dünya üçüncülüğüne taşımıştı.<br />
<br />
<b>2002 - Ronaldo, Brezilya, 8 gol</b><br />
Uzakdoğu'daki ilk kupada Ronaldo dünya futbolunun gözbebeği olduğu bir dönemi yaşıyordu ve attığı 8 golle de Brezilya'ya kupayı getirdi.<br />
<br />
<b>2006 - Miroslav Klose, Almanya 5 gol</b><br />
Klose 2002 Dünya Kupası'ndaki performansını tekrarlayarak yine beş gol attı ancak bu kez gol kralı oldu.<br />
<br />
<b>2010- Müller, Almanya 5 gol</b><br />
Gol krallığı yarışını Hollandalı Wesley Sneijder, İspanyol David Villa ve Uruguaylı Diego Forlan gibi 5 golle tamamlayan Müller, diğer 3 oyuncudan fazla asist yaptığı için gol krallığı unvanının sahibi oldu.<br />
 <br />
Sabah</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=100">Spor</category>
			<dc:creator>kuzey</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118514</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Dünyanın en çok kazanan sporcuları</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118513&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:12:59 GMT</pubDate>
			<description>*Dünyanın en çok kazanan sporcuları* 
  
 *Forbes Dergisi, milyon dolarlara hükmeden dünyanın en fazla kazanan sporcularının listesini yayınladı. * 
...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="red"><b>Dünyanın en çok kazanan sporcuları</b></font><br />
 <br />
 <b>Forbes Dergisi, milyon dolarlara hükmeden dünyanın en fazla kazanan sporcularının listesini yayınladı. </b><br />
 <br />
 <b>Tiger Woods</b> <br />
 Yıllık kazancı 100 milyon dolar olan golfçü Tiger Woods, dünyanın en fazla para kazanan sporcusu ünvanını bu yıl da bırakmadı. <br />
 <br />
 <b>Oscar De La Hoya</b> <br />
 Dünyanın en iyi boksörlerinden biri olan 34 yaşındaki Oscar De La Hoya yılda 43 milyon dolar gelir elde ediyor. De La Hoya'nın 18 yaşından bu yana bokstan kazandığı para ise 612 milyon dolara ulaştı.<br />
 <br />
 <b>Phil Mickelson</b> <br />
 Listenin tepesindeki diğer bir golf oyuncusu da Phil Mickelson. 37 yaşındaki Amerikalı Phil Mickelson yılda 42.2 milyon dolar kazanıyor.<br />
 <br />
 <b>Kimi Raikkonen</b> <br />
 Geçen sene Ferrari ile 3 yıllık bir sözleşme imzalayan Kimi Raikkonen, Formula 1'in en fazla kazanan pilotu ünvanını da aldı. Pistlerde 'buz adam' lakabı ile anılan Raikkonen'in yıllık kazancı tam 40 milyon dolar. Henüz 28 yaşındaki Fin pilot, Türkiye'de düzenlenen ilk Formula 1 yarışını da kazanmıştı.<br />
 <br />
 <b>Michael Schumacher</b> <br />
 Formula 1'in efsane pilotu Alman Michael Schumacher'in yıllık kazancı 36 milyon dolar. Geçen sene emekli olan Schumacher'in kariyeri boyunca Formula 1'den 650 milyon dolar kazandığı tahmin ediliyor.<br />
 <br />
 <b>David Beckham </b><br />
 Ünlü İngiliz futblcu Beckham, ABD'ye transferi ile futbolcular arasında en çok kazanan isim oldu. Reklamlardan da önemli bir gelir elde eden 32 yaşındaki Beckham 33 milyon dolar kazanıyor.<br />
 <br />
 <b>Kobe Bryant</b> <br />
 En çok kazanan basketbolcu olan Bryant, yılda 32.9 milyon dolar gelir elde ediyor. Los Angeles Lakers'ın sayı makinası Kobe, 29 yaşında.<br />
 <br />
 <b>Shaquille O'Neal </b><br />
 NBA'in efsane pivotu Shaquille O'Neal, kariyerine Miami Heat'de devam ediyor. Geçen sene sakatlıklar nedeniyle fazla iyi bir sezon geçirmemesine karşın yıllık 31.9 milyon dolar gelir ile sıralamadaki yerini bırakmadı.<br />
 <br />
 <b>Michael Jordan</b> <br />
 Birçok kişiye göre ABD basketbol tarihinin en iyi oyuncusu olan Jordan'ın yıllık geliri 31 milyon dolar. 1963 doğumlu Jordan, dört sene önce basketbolu bırakmasına karşın Jordan markası ile halen çok yüksek paralar kazanıyor.<br />
 <br />
 <b>Ronaldinho</b> <br />
 Son dönemde adı Chelsea ile anılan Barselonalı Ronaldinho, kulübü ile sorunlar yaşıyor. 1980 doğumlu Brezilyalı oyuncu yılda 31 milyon dolar kazanıyor. Ronaldinho iki kez dünyanın en iyi oyuncusu ödülünü kazandı. Lenovo, PepsiCo, EA Sports ve Nike gibi firmalarla özel sponsorluk anlaşmaları bulunuyor.<br />
 <br />
 <b>Valentino Rossi </b><br />
 Yılda 30 milyon dolar kazanan İtalyan motorsikletçi Valentino Rossi, 28 yaşında. Geçen yıl 8'inci Grand Prix Dünya Şampiyonası'nı kılpayı kaybeden Rossi, özellikle Avrupa'da çok popüler.<br />
 <br />
 <b>Alex Rodriguez </b><br />
 Yılda 29.2 milyon dolar kazanan ABD'li beyzbol oyuncusu Alex Rodriguez, kasım ayında verilecek olan 'en değerli oyuncu' ödülünü alırsa 1.5 milyon dolar daha kazanacak.<br />
 <br />
 <b>Roger Federer </b><br />
 Teniste en çok kazanan sporcu olan Federer, erkeklerde dünyanın en iyi raketi. 1981 doğumlu İsviçreli tenisçi, bu yıl üç Grand Slam kazandı. Toplamda ise 12 Grand Slam şampiyonluğu bulunuyor. Federer'inn yıllık kazancı 29 milyon dolara ulaştı.<br />
 <br />
 <b>Derek Jeter</b> <br />
 Amerikalı beyzbol oyuncusu Derek Jeter yılda 28.3 milyon dolar kazanıyor. Jeter, 2001 yılında takımı ile 189 milyon dolarlık bir kontrat imzalamıştı.<br />
 <br />
 <b>LeBron James </b><br />
 1984 doğumlu ABD'li basketbolcunun yıllık kazancı 27.3 milyon dolar. İlk yılında en iyi çaylak oyuncu seçilen James, NBA'de Cleveland Cavalliers takımında forma giyiyor. Takımı ile dört yıllık bir kontrat imzalayan James'in sözleşmesinde tam 60 milyon dolar yazıyordu.<br />
 <br />
 <b>Floyd Mayweather </b><br />
 Listede yer alan diğer bir boksör Floyd Mayweather, yılda 26.5 milyon dolar kazanıyor. 1977 doğumlu sporcunun, televizyonda en çok seyirci toplama, en yüksek televizyon geliri ve en yüksek bilet geliri sağlama gibi rekorları bulunuyor.<br />
 <br />
 <b>Yao Ming </b><br />
 Çinli basketbolcu Yao Ming, NBA'da oynuyor. 1980 doğumlu oyuncunun yıllık kazancı ise 26.3 milyon dolar. Reebok'ın reklamlarında oynayan Ming'in ayrıca China Unicom, Garmin ve Upper Deck gibi firmalarla anlaşması bulunuyor.<br />
 <br />
 <b>Vijay Singh </b><br />
 Golften yılda 25.8 milyon dolar kazanıyor. 1963 doğumlu Fijili oyuncu, 40 yaşından sonra tam 19 turnuva kazanarak kırılması zor bir rekora da imza attı.<br />
 <br />
 <b>Leonard Davis</b> <br />
 Amerikan futbolu oyuncusu Leonard Davis yılda 25.4 milyon dolar kazanıyor. 1978 doğumlu oyuncu takımı ile 7 yıllık ve 50 milyon dolarlık bir kontrat imzaladı.<br />
 <br />
 <b>Arnold Palmer</b> <br />
 Listedeki en yaşlı isim olan Palmer, 1929 doğumlu. Yıllık kazancı 25 milyon dolar olan Palmer, golfteki son turnuvasını 1973'te kazanmıştı. Ancak halen golf sporunun en bilinen isimlerinin başında geliyor.&lt;/SPAN&gt;&lt;/SPAN&gt;</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=100">Spor</category>
			<dc:creator>kuzey</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118513</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Tüm zamanların en çok nefret edilen 10 takımı</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118512&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:12:26 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Tüm zamanların en çok nefret edilen 10 takımı 
*  
 *10) Ramon Calderon&#8217;un Real Madrid&#8217;i* 
 Aylarca Kaka için Milan&#8217;ın, Cristiano Ronaldo için...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Tüm zamanların en çok nefret edilen 10 takımı<br />
</b> <br />
 <b>10) Ramon Calderon&#8217;un Real Madrid&#8217;i</b><br />
 Aylarca Kaka için Milan&#8217;ın, Cristiano Ronaldo için Manchester United&#8217;ın peşinden koştular ama başaramadılar (iki yıldız daha sonra Florentino Perez tarafından transfer edildi). Ayrıca benzer biçimde Valencia&#8217;yı David Silva ve David Villa, Villarreal&#8217;i de Santi Cazorla için köşeye sıkıştırmaya çalıştılar ama yine olmadı. Arsenal&#8217;in kapısını Cesc Fabregas için çaldılar, sonuç bir kez daha olumsuzdu, sadece Chelsea&#8217;nin daha fazla kadrosunda tutmak istemediği Arjen Robben&#8217;i alabildiler. Ayrıca Calderon&#8217;un istifası sonrasında vekaleten yerine bakan Ivan Boluda&#8217;nın Şampiyonlar Ligi&#8217;nde Liverpool&#8217;u sürklase edeceklerini söylemesi ama sonunda Liverpool&#8217;un Real Madrid&#8217;i sürklase etmesi de bir hayli manidardı.<br />
 <br />
 <b>9) Arsenal 1986-1995</b><br />
 &#8220;Sıkıcı&#8221;. O dönemki Arsenal&#8217;ı tanımlamak için en çok kullanılan kelime buydu. Arsene Wenger döneminin göze hoş gelen futbolu düşünülünce inanması zor gelebilir ama George Graham zamanındaki takım, belki de futbol tarihinin en sıkıcı takımlarından biriydi. 1960&#8217;ların Katenaçyocu İtalyan takımları gibiydiler. Çoğu maçlarını 1-0 kazanıyorlardı ve bu şekle 1989 ve 1991&#8217;de lig şampiyonluğu da yaşadılar. Kendilerine en çok nefret duyulan ansa, 1994 Kupa Galipleri Kupası finalinde, Gianfranco Zola, Tomas Brolin ve Faustino Asprilla gibi yıldızların bulunduğu Parma&#8217;ya karşı, ikinci yarı orta çizgiyi dahi geçmeyen bir maç oynayıp 1-0 galip geldikleri andı.<br />
 <br />
 <br />
 <b>8) İtalya - Her zaman</b><br />
 Uluslararası düzeyde İtalya belki de kendisinden en istikrarlı biçimde nefret edilen takım. İtalyanlar, genellikle birçok yetenekli hücum oyuncusuna sahip olmalarına rağmen, bu yetenekleri harcayacak defansif taktikleriyle meşhur. Ayrıca hakemi aldatmaya dayalı &#8220;profesyonelliğin&#8221; de mucidi olarak biliniyorlar. Bunun haricinde normalde futbolla ilgilenmeyen birçok kadının İtalyan futbolcuları görünce televizyona odaklanması da erkek izleyicilerin İtalya&#8217;ya karşı duyduğu antipatiyi arttıran bir faktör.<br />
 <br />
 <b>7) Manchester United 1993 sonrası</b><br />
 Kırmızı Şeytanlar, 26 yıllık şampiyonluk hasretlerine nokta koydukları 1993&#8217;ten sonra İngiltere&#8217;de tam bir hâkimiyet kurdu. O şampiyonluğun ardından 10 kez daha Premier Lig&#8217;in zirvesine çıkan United, bu başarılarını iki Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuyla taçlandırdı. United&#8217;dan nefret edilmesinde iki temel neden var. Birincisi takımın kazandığı başarıların birçoğunda son dakika gollerinin etkili olması (örn: 1999 Şampiyonlar Ligi Finali). Bu her ne kadar takımın maça sonuna kadar asıldığı gösterse de rakip gözüyle &#8220;şans&#8221; olarak yorumlanıyor. İkinci sebepse, birçok United taraftarının, takımı sadece başarılı olduğu için tuttuğunun düşünülmesi... Bir nevi &#8220;iyi gün dostluğuna&#8221; karşı duyulan bir tepki...<br />
 <br />
 <b>6) Juventus - Her zaman</b><br />
 Juventus&#8217; karşı İtalya&#8217;da duyulan antipatinin sebebi, Manchester United&#8217;a karşı duyulanla aynı... Onlar da aşırı şanslı olmak ve iyi gün dostu taraftarları peşinden koşturmakla suçlanıyor. Tabii bunun yanı sıra bir de Juve&#8217;nin masa başında sahip olduğu kötü şöhret var. Siyah-Beyazlıların 1981 ve 1982&#8217;de kazandığı şampiyonluklarda şaibe olduğu çok fazla tartışılmıştı. Bu kadar yoğun bir biçimde olmasa da 1998&#8217;deki şampiyonlukları da zan altındaydı ve en sonunda, 2006&#8217;daki Calciopoli skandalıyla birlikte en azından sütten çıkmış ak kaşık olmadıkları kanıtlandı ve kulübün itibarı uluslararası düzeyde de sarsıldı.<br />
 <br />
 <b>5) Yunanistan 2004</b><br />
 2004 öncesinde Yunanlılar tarihlerinde sadece iki büyük turnuvaya katılmışlardı: 1980 Avrupa Şampiyonası ve 1994 Dünya Kupası. Bu turnuvalarda oynadıkları maçların beşini kaybederken sadece birinde berabere kalabilmişler ve attıkları tek gole karşılık kalelerinde 14 gol görmüşlerdi. 2004&#8217;te de takımlarında hiç yıldız oyuncu yoktu ve turnuvada kendilerinden daha az şans tanınan tek takım Letonya&#8217;ydı. Ancak Otto Rehhagel&#8217;in öğrencileri turnuva boyunca müthiş bir defans ve kontratak kurgusu uyguladılar. Bunun sonucunda da çeyrek finalde son şampiyon Fransa&#8217;yı, yarı finalde turnuvanın favorisi Çek Cumhuriyeti&#8217;ni, finalde de ev sahibi Portekiz&#8217;i 1-0&#8217;lık sonuçlarla yenerek mucize bir şampiyonluk kazandılar. Bu uluslararası düzeydeki en büyük futbol sürpriziydi ama Yunanistan anti-futbol oynadığı gerekçesiyle çok büyük bir kesimin tepkisini çekti.<br />
 <br />
 <b>4) Don Revie&#8217;nin Leeds United&#8217;ı</b><br />
 &#8220;İngiliz futbol tarihinin en çok nefret edilen takımı kimdir?&#8221; sorusuna en çok verilen cevap &#8220;1960&#8217;ların sonu ve 1970&#8217;lerin başındaki Leeds United&#8221; olmaktadır. Takım iki şampiyonluk, iki Fuar Şehirleri Kupası, bir Federasyon Kupası ve bir de Lig Kupası kazanmıştı belki ama turnuvaların sonunu getirmede biraz daha becerikli olsalardı bu sayı iki katına da çıkabilirdi. Buna rağmen özellikle Billy Bremner, Norman Hunter, Jackie Charlton ve Johnny Giles gibi oyuncuların aşırı sert oyunları, hatta Hunter&#8217;ın birçok maçta rakipleriyle yumruklaşmaktan dahi çekinmemesi ki buna Milan&#8217;a kaybettikleri Kupa Galipleri Kupası finali de dahil, Leeds&#8217;in İngiliz basınında en çok eleştirilen takımların başına gelmesine yol açmıştı.<br />
 <br />
 <b>3) Estudiantes 1967-70</b><br />
 Arjantinliler tüm zamanların en sert ve çirkef takımlarından biriydi. Üç sezon üst üste Libertadores Kupası&#8217;nı kazanan ve bir kere de Kıtalararası Kupa&#8217;ya uzanan takımda teknik direktör Osvaldo Zubeldia&#8217;nın &#8220;zafere giden yolda her şeyi mubah&#8221; görmesi ve futbolcularına taktik faullerden topsuz alanda rakibi sinirlendirmek için çeşitli sataşmalara varıncaya kadar birçok &#8220;numara&#8221; öğretmesi, Estudiantes&#8217;i dünyanın en antipatik takımlarından biri haline getirmişti. Hatta kulübün lakabı La Tercera que Mata (Katil Gençler) olup çıkmıştı. Özellikle 1969&#8217;da Milan ile oynadıkları Kıtalararası Kupa maçı, futbol tarihine büyük bir utanç lekesi olarak geçmiş ve çıkardıkları olaylar sonrasında bütün futbolcular, Arjantin Devlet Başkanı Juan Carlos Ongania&#8217;nın emriyle gözaltına alınmış, hatta daha sonra bu futbolculardan ikisi tutuklanmıştı.<br />
 <br />
 <b>2) Bayern Münih 1970&#8217;ler</b><br />
 Juventus ve Manchester United örneklerin olduğu gibi Bayern Münih&#8217;ten de Almanya&#8217;da nefret edilmesinin sebebi başarılı olmaları. FC Hollywood lakaplı Bayern, ülkesinde en çok taraftara sahip takım olsa da, kendisini tutmayanlar tarafından da en çok tepki gösterilen takım konumunda. Bu nefretin kıvılcımı 1970&#8217;lerin başında, henüz Bayern&#8217;in iki şampiyonluğu varken çaktı. Bayern o dönemde bir başka güçlü takım olan Borussia Mönchengladbach ile sıkı bir rekabet içindeydi. Bayern&#8217;in Avrupa&#8217;da üç sene üst üste Şampiyon Kulüpler Kupası&#8217;nı kazanırken ligde hep Mönchengladbach&#8217;ın gerisinde kalması, hatta bu sezonların birinde ligi 10. sırada tamamlaması, dahası Şampiyon Kulüpler Kupası finallerinde de Atletico Madrid, Leeds United ve Saint-Ettienne karşısında çoğu kişiye göre daha kötü oynayan tarafken maçları kazanması, Bayern&#8217;in başarılını da hayli sorgulanır hale getirmiş, Mönchengladbach çoğu Alman&#8217;ın ikinci takımı haline gelirken çok büyük bir kesim Bayern&#8217;den nefret etmeye başlamıştı.<br />
 <br />
 <b>1) Arjantin1990</b><br />
 &#8220;Kadrosunda Diego Maradona gibi bir efsaneyi barındıran bir takım nasıl bu listenin tepesine yerleşebilir?&#8221; Eğer Maradona turnuvanın tamamını sakat sakat oynayarak, dört yıl önceki veriminden uzak geçirmişse ve kendisi dışında takımın hücumdaki tek silahı Claudio Caniggia&#8217;ysa, geri kalan bütün oyuncular da savunma yapmaktan başka bir şey bilmiyorsa bu pekala mümkün olabiliyor. Katıksız bir anti-futbol oynayan o takım turnuvanın ilk maçında Kamerun&#8217;a yenildikten sonra SSCB&#8217;yi Maradona&#8217;nın bu kez kendi ceza sahası içinde elle oynadığı bir pozisyonda hakemin penaltı vermemesinin yardımıyla yenmiş, ikinci turda Brezilya&#8217;yı neredeyse hiç yarı sahasından çıkmadan bir kontratak golüyle geçtikten sonra çeyrek finalde Yugoslavya&#8217;yı, yarı finaldeyse İtalya&#8217;yı penaltılarla saf dışı bırakarak finale gelebilmişti.<br />
 <br />
 Finale gelindiğinde de Arjantin&#8217;in Batı Almanya karşısında yaptığı, önceki turlarda kalecileri Sergio Goycochea&#8217;nın penaltılarda gösterdiği başarıya güvenerek 120 dakika boyunca gol yememeye çalışmaktı. Ancak bu kez planları tutmadı. Maç uzatmaya dahi gitmedi zira bitime beş dakika kala Jürgen Klinsmann&#8217;ın kendini yere atması sonucu kazanılan penaltıyı Andreas Brehme&#8217;nin gole çevirmesiyle Batı Almanya karşılaşmayı 1-0 kazandı. Evet, çoğu kişiye göre Klinsmann kendini yere atmıştı ve pozisyon penaltı değildi ama aynı kişilerin büyük bir bölümü bu hatalı kararı ilahi adaletin tecellisi olarak da değerlendiriyordu.<br />
 <br />
 <br />
 Carlo Garganese, Goal.Com</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=100">Spor</category>
			<dc:creator>kuzey</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118512</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Tarihi değiştiren başarısızlıklar</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118511&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:08:55 GMT</pubDate>
			<description>*Tarihi değiştiren başarısızlıklar* 
 
Tarihe adını iyi veya kötü, bir şekilde yazdırmış hatta tarihe ciddi anlamda yön vermiş insanlar var. Bu...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Tarihi değiştiren başarısızlıklar</b><br />
<br />
Tarihe adını iyi veya kötü, bir şekilde yazdırmış hatta tarihe ciddi anlamda yön vermiş insanlar var. Bu insanlar, acaba bu yaşam yolunda başka bir caddeden gitselerdi ne olurdu? Onlar için çizilmiş rotalardan, bugüne isimlerini yazdırmış seçenekler onlar için en iyisi olmuş belli ki... Peki ya başkaları için?.. Örneğin Adolf Hitler, inatla girmeye çalıştığı resim akademisine girebilseydi, yahudilerin şüphesiz daha farklı bir yaşantısı olurdu. Herhalde o zaman onun &#8220;üstün ırk&#8221; savunmaları okul ve sanat camiasında sınırlı kalırdı. Kötü bir ressam olur, ezilirdi belki. Kötü bir lider olup, ezmesinden daha iyi olurdu en azından... <br />
<br />
Büyük adamların alınlarında &#8220;Büyük adam olacaktır&#8221; ibaresiyle doğmadıkları kesin. Nasıl büyük adam oldukları da tarih kitaplarının konusu. Biz, &#8220;nasıl oldular?&#8221; kısmına değil de, &#8220;olmasalardı ne olacaklardı?&#8221; kısmına takılmış durumdayız. Çünkü bu adamlardan bazıları ilk başta başka bir vasıf edinmeye çalışmış kendine. Ancak o büyük adamlar ilk önce denedikleri daha sıradan yolu başaramayıp, sonradan çok daha iddialı hedefler peşinde koşmuş. Belki de bu davranışları yaptıkları işlerden çok daha &#8220;olay&#8221; teşkil edebilecek seviyededir. Birinin papaz olmaya çalışıp, sonradan devrimci olması ya da diğerinin ressam olmaya çalışıp sonradan zalim olması hiç ama hiç azımsanmayacak &#8220;olay&#8221;lara sebep yaratmış çünkü... <br />
&#8220;Zaman içinde yolculuk&#8221; kavramı fantastik filmlerin en güzel temalarından biridir. Zaman makinesiyle geri tarihlere gidilir, ileride olabilecek negatif etkili bir harekete müdahale edilir. Bizim gerçek dünyamızda da böyle şeyler olur mu olmaz mı bilmiyorum. Belki de bundan sekiz bin yıl sonra zaman makinesinin icadı gerçekleşir. Ve biz de bundan nasibimizi alırız. 2803 yılından bu zamanki dünyaya gelen biri, bizi tarihin başka bir yönde olması için ikna etmeye çalışabilir. Biz de bu dosyada teorik olarak bunu yapmayı deneyip tarihteki birkaç keskin adamı zaman makinesine sokacağız. Denedikleri ilk yolu başarsalardı, tarihe bu nasıl yansayacaktı?</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=89">Tarih</category>
			<dc:creator>kuzey</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118511</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Dünyanın Televizyon ve Sinemada En sevilen karakterler</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118510&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:08:12 GMT</pubDate>
			<description>*Dünyanın Televizyon ve Sinemada En sevilen karakterler 
*  
 Amerikan Entertainment Weekly Dergisi, son 20 senenin en sevilen 100 televizyon ve...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Dünyanın Televizyon ve Sinemada En sevilen karakterler<br />
</b> <br />
 Amerikan Entertainment Weekly Dergisi, son 20 senenin en sevilen 100 televizyon ve sinema karakterini seçti. İşte en popüler ve sevilen <br />
 <br />
 <br />
 100. Tim Riggins Lights Cuma Gecesi <br />
 99. Gelin Bill dan Kill <br />
 98. Lisbeth Salander sequels dan onun Girl With Dragon Tattoo ve <br />
 97. Violet Weston Ağustos: Osage County <br />
 96. Bernie Mac Show Bernie Mac <br />
 95. Wilhelmina Betty gelen Çirkin <br />
 94. Truman Show Truman <br />
 93. Oyun Boys: Nathan Drake dizi Uncharted; serisi Savaş Kratos elde edilen Tanrı ve Niko Bellic IV Grand Theft Auto <br />
 92. Christopher Boone Time dan Meraklı Olay-Köpeklerde Gece <br />
 91. Hancock Hancock dan <br />
 90. Marge Gunderson Fargo dan <br />
 89. Wikus van de Merwe 9 dan İlçe <br />
 88. Napoleon Dynamite Dynamite gelen Napolyon <br />
 87. Tony Stark dizi Iron Man <br />
 86. Karen Walker ve Jack McFarland Grace Will &amp; <br />
 85. Daniel Plainview var dan Kan Dökülecek <br />
 84. Dr Gregory House, kimden House MD <br />
 83. Jen Yu Tiger Crouching, Hidden Dragon <br />
 82. dan Seçim Flick Tracy <br />
 81. Amanda Woodward Melrose Place'a <br />
 80. Gorillaz, animasyonlu rock grubu <br />
 79. Elphaba Wicked dan <br />
 78. Patty Hewes zararlardan <br />
 77. Mimi Marquez Kiralık dan <br />
 76. Tyler Durden gelen Fight Club <br />
 75. David Brent) dan Office (orijinal versiyon <br />
 74. Don Draper Erkekler dan Mad <br />
 73. Catherine Trammell Instinct gelen Temel <br />
 72. Kara &quot;Starbuck&quot; Trakya Galactica dan Battlestar <br />
 71. Det. Alonzo Harris Günü den Eğitim <br />
 70. Mary Katherine Gallagher Live gelen Saturday Night <br />
 69. Miranda Priestly Prada dan Devil Wears <br />
 68. Effie White Dreamgirls dan <br />
 67. Borat Borat dan: Kültürel Öğrenim Amerika Kazakistan için Make Benefit Glorious Nation <br />
 66. Allie ve Noah Notebook dan <br />
 65. Lorelai ve Rory Gilmore Girls gelen Gilmore <br />
 64. Maximus Gladyatör dan <br />
 63. John Locke kayboldum <br />
 62. Jimmy Corrigan Corrigan den Jimmy: akıllı Kid Earth <br />
 61. Vic Mackey kalkan dan <br />
 60. Mary Jones dan Kıymetli: Roman Tabanlı üzerinde Saphhire tarafından itin <br />
 59. Master Chief serisinden Halo <br />
 58. Thelma ve Louise Louise Thelma &amp; <br />
 57. Clayton Bigsby Show Chappelle's <br />
 56. Barney Stinson dan nasıl I Met Your Mother <br />
 55. Tracy Jordan 30 Rock <br />
 54. Juno Juno dan <br />
 53. Edward Cullen destan dan Twilight <br />
 52. Annie Wilkes Misery dan <br />
 51. Omar Little Tel dan <br />
 50. Pearl Landlord FunnyorDie.com dan <br />
 49. Vivian Ward Woman gelen Pretty <br />
 48. Kırmızı Redemption dan Shawshank <br />
 47. Corky Clair Guffman bekliyorum <br />
 46. Jerry Maguire Maguire gelen Jerry <br />
 45. Stewie Griffin Guy dan Aile <br />
 44. Jack Bauer 24 dan <br />
 43. Cal Stephanides Middlesex dan <br />
 42. Sydney Bristow Alias dan <br />
 41. Harold ve Kumar Kumar gelen Harold &amp; serisi <br />
 40. Ron Burgundy Anchorman: The Legend of Ron Burgundy <br />
 39. Damla Bluth Kalkınma dan Tutuklandı <br />
 38. Elmo Street Susam <br />
 37. Keyser Söze Şüpheliler dan Usual <br />
 36. Gollum Yüzüklerin gelen Rabbinin <br />
 35. Dexter Morgan Dexter dan <br />
 34. Cher clueless dan <br />
 33. Sarah Connor 2 Terminator: Judgement Day <br />
 32. Beavis and Butt-Head Head Beavis and Butt- <br />
 31. Forrest Gump Gump dan Forrest <br />
 30. &quot;Stephen Colbert&quot; Raporu gelen Colbert <br />
 29. Vincent Vega ve Jules Winnfield Fiction dan Pulp <br />
 28. Madea birkaç Tyler Perry filmlerden ve çalış <br />
 27. Frasier Frasier dan <br />
 26. Kavalier ve Kil Kil den Amazing Adventures of &amp; Kavalier <br />
 25. Woody serisi Toy Story <br />
 24. Felicity Porter Felicity dan <br />
 23. Austin Powers serisinin Austin Powers <br />
 22. Eric Cartman Park Güney <br />
 21. Roseanne Conner Roseanne dan <br />
 20. Ally McBeal McBeal dan Ally <br />
 19. dizi Matrix Morpheus dan <br />
 18. Sue Sylvester Glee dan <br />
 17. Lara Croft franchise dan Tomb Raider <br />
 16. Bridget Jones serisinin Bridget Jones <br />
 15. Shrek serisinin Shrek <br />
 14. Jeff &quot;Dude&quot; Lebowski Lebowski gelen Big <br />
 13. Jack Sparrow dizi Karayip Korsanları <br />
 12. Fox Mulder ve Dana Scully Files gelen X- <br />
 11. Cosmo Kramer Seinfeld gelen <br />
 10. SpongeBob SquarePants SquarePants dan SpongeBob <br />
 9. Carrie Bradshaw City Sex and the <br />
 8. Hannibal Lecter sequels ve Kuzuların gelen Sessizlik <br />
 7. Edward Scissorhands Scissorhands gelen Edward <br />
 6. Rachel Green Arkadaşlar dan <br />
 5. Joker Knight gelen Dark <br />
 4. Tony Soprano Sopranos dan <br />
 3. Buffy Slayer dan Buffy the Vampire <br />
 2. Harry Potter serisi Harry Potter <br />
 1. Homer Simpson Simpsons dan</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=307">Sinema ve Tiyatro</category>
			<dc:creator>kuzey</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118510</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Türkiyede sinema gişe rakamları</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118509&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:04:48 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://i.sabah.com.tr/sb/fotohaber/kultur_sanat/2010_yazinin_en_cok_izlenen_filmleri/01_d.jpg  
  
*10- Ajan Salt (Salt) 
* Gösterim Tarihi: 6...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><img src="http://i.sabah.com.tr/sb/fotohaber/kultur_sanat/2010_yazinin_en_cok_izlenen_filmleri/01_d.jpg" border="0" alt="" /><br />
 </div><div align="left"><b>10- Ajan Salt (Salt)<br />
</b> Gösterim Tarihi: 6 Ağustos 2010<br />
 Toplam seyirci: 170.957 kişi<br />
 Toplam hasılat: 1.706.099 TL<br />
 Yönetmen: Phillip Noyce<br />
 Oyuncular: Angelina Jolie, Liev Schreiber, Chiwetel Ejiofor, Daniel Olbrychski, August Diehl, Daniel Pearce, Hunt Block, Andre Braugher, Olek Krupa, Cassidy Hinkle, Corey Stoll, Vladislav Koulikov<br />
 Evelyn Salt (Jolie), görevi, şerefi ve ülkesi üzerine yemin etmiş bir CIA ajanıdır. Ancak bir itirafçının onu Rus ajanı olmakla suçlamasıyla bağlılığı test edilecektir. Salt sahip olduğu tüm gizli görev tecrübesini kullanarak kendini temize çıkarmak amacıyla kaçar. Salt'ın masum olduğunu kanıtlamak için gösterdiği tüm çaba hakkındaki şüpheleri arttıracak ve geriye yanıtlanması gereken bir tek soru bırakacaktır; &quot;Salt kimdir?&quot;<br />
 </div><div align="center"><img src="http://i.sabah.com.tr/sb/fotohaber/kultur_sanat/2010_yazinin_en_cok_izlenen_filmleri/02_d.jpg" border="0" alt="" /><br />
 </div><div align="left"><b>9- Gece ve Gündüz (Knight and Day)<br />
</b> Gösterim Tarihi: 9 Temmuz 2010<br />
 Toplam seyirci: 231.094 kişi<br />
 Toplam hasılat: 2.173.248,50 TL<br />
 Yönetmen: James Mangold<br />
 Oyuncular: Tom Cruise, Cameron Diaz, Peter Sarsgaard, Jordi Mollà, Viola Davis, Paul Dano, Falk Hentschel, Marc Blucas, Lennie Loftin, Maggie Grace, Rich Manley, Dale Dye<br />
 Aksiyon-komedi türündeki Knight and Day / Gece ve Gündüz'de, Tom Cruise gizli ajan ve Cameron Diaz da onunla, ona tuza kurak kurduklarını iddia ettiği bir grup arasında kalan birini canlandırıyor. Dünyayı turlayarak süren maceraları çakışan yollar, son dakika kaçışları, sahte kimlikler ve baş döndürücü romantik problemlerle labirente dönüşür ve farkederler ki güvenebilecekleri tek şey birbirleridir.<br />
 <br />
 </div></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=307">Sinema ve Tiyatro</category>
			<dc:creator>kuzey</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118509</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ünlülerin son sözleri</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118508&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:03:10 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Ünlülerin son sözleri* 
 
  
 *Albert Einstein* 
 "Ben görevimi burada bitiriyorum." 
  
 *Marilyn Monroe* 
 "Hoşçakal de Pat, hoşçakal de Jack ve...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><b><font size="4">Ünlülerin son sözleri</font></b></div><div align="center"><br />
 <br />
 <b>Albert Einstein</b><br />
 &quot;Ben görevimi burada bitiriyorum.&quot;<br />
 <br />
 <b>Marilyn Monroe</b><br />
 &quot;Hoşçakal de Pat, hoşçakal de Jack ve kendine hoşçakal de, çünkü hoş bir adamsın.&quot;<br />
 <br />
 <b>Elvis Presley</b><br />
 &quot;Tamam, yapmayacağım.&quot;<br />
 <br />
 <b>Charlie Chaplin</b><br />
 &#8220;Neden etmesin ki? Nasıl olsa benim ruhum ona ait.&#8221;<br />
 <br />
 <b>George Harrison</b><br />
 &#8220;Birbirinizi sevin.&#8221;<br />
 <br />
 <b>Salvador Dalí</b><br />
 &quot;Saatim nerede?&quot;<br />
 <br />
 <b>Oscar Wilde</b><br />
 &quot;Ya duvar kâğıdı gidiyor ya da ben&#8230;&#8221;<br />
 <br />
 <b>Ludwig van Beethoven</b><br />
 &quot;Komedi bitti.&quot;<br />
 <br />
 <b>John Lennon</b><br />
 &quot;Evet.&quot;<br />
 <br />
 <b>Bob Marley</b><br />
 &quot;Para yaşamı satın alamaz.&quot;<br />
 <br />
 <b>Karl Marx</b><br />
 &quot;Haydi oradan! Son sözler yeterince doğru söz söylememiş aptallar içindir.&quot;<br />
 <br />
 <b>Leonardo da Vinci</b><br />
 &quot;Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için Tanrıyı ve insanlığı gücendirdim.&quot;<br />
 <br />
 <b>Victor Hugo</b><br />
 &quot;Siyah bir ışık görüyorum.&quot;<br />
 <br />
 <b>Wolfgang Amadeus Mozart</b><br />
 &quot;Ölümün tadı dudaklarımda. Bu dünyadan olmayan bir şeyi hissediyorum.&quot;<br />
 <br />
 <b>Necip Fazıl Kısakürek</b><br />
 &quot;Demek böyle ölünürmüş&quot;<br />
 <br />
 <b>Cemal Süreyya</b><br />
 &quot;Ölüyorum tanrım, Bu da oldu işte. Her ölüm erken ölümdür, Biliyorum tanrım. Ama, ayrıca, aldığın şu hayat, Fena değildir...Üstü kalsın...&quot;<br />
 <br />
 <b>Franz Joseph Haydn</b><br />
 &quot;Bu müthiş harp beni bitirdi.&quot;<br />
 <br />
 <b>Eva Peron</b><br />
 &quot;Benim için ağlama Arjantin.&quot;<br />
 <br />
 <b>Roma imparatoru Neron, ölüm döşeğinde bağırarak şöyle demiştir:</b><br />
 &#8220;Kaçıncı sanatkar ölüyor!&#8221;<br />
 <br />
 <b>Anton Çehov</b><br />
 &quot;Çok zamandır şampanya içmemiştim.&quot;<br />
 <br />
 <b>Cemal Nadir</b><br />
 &quot;Ah iyi olsam, terliklerimi giysem, şu odada dolaşsam, şu köşeye geçsem, resimlerimi yapsam...&quot;<br />
 <br />
 <b>Damon Runyon</b><br />
 &quot;Eserlerimi bir bronz muhafazada tutun ve yılda bir kez bana hatırlatması için birini görevlendirin&quot;<br />
 <br />
 <b>Douglas Fairbanks</b><br />
 &quot;Kendimi hiç bu kadar iyi hissetmemiştim.&quot;<br />
 <br />
 <b>Edgar Allan Poe</b><br />
 &quot;Zavallı ruhuma yardım ediniz beyefendi.&quot;<br />
 <br />
 <b>Eugene Delacroix</b><br />
 &quot;Mezarıma ne resim ne heykel ne de fotoğraf... Hiçbir şey koymayınız.&quot;<br />
 <br />
 <b>Frank Sinatra</b><br />
 &quot;Kaybettim.&quot;<br />
 <br />
 <b>Franz Kafka</b><br />
 &quot;Öldürün beni, aksi takdirde bir cani olacaksınız&quot;<br />
 <br />
 <b>Frederic Chopin</b><br />
 &quot;Dünya boğuluyor&#8230; Beni kesip açacaklarına söz ver ki canlı canlı gömülmeyeyim.&#8221;<br />
 <br />
 <b>George Bernard Shaw</b><br />
 &#8220;Bu da benim için yeni bir deneyim olacak&#8221;<br />
 <br />
 <b>George Orwell</b><br />
 &#8220;Ellisine gelen herkes hak ettiğini bulacaktır.&#8221;<br />
 <br />
 <b>Gustav Mahler</b><br />
 &quot;Mozart! Mozart!&quot;<br />
 <br />
 <b>Henrik Ibsen</b><br />
 &#8220;Tam tersine...&#8221;<br />
 <br />
 <b>Humphrey Bogart</b><br />
 &quot;İskoç viskisinden martiniye geçmemeliydim.&quot;<br />
 <br />
 <b>James Joyce</b><br />
 &quot;Kimse anlamıyor mu?&quot;<br />
 <br />
 <b>Jane Austen</b><br />
 &quot;Ölmek dışında hiçbir şey istemiyorum.&quot;<br />
 <br />
 <b>Johann Wolfgang von Goethe</b><br />
 &quot;Biraz daha ışık!.. &quot;<br />
 <br />
 <b>Namık Kemal</b><br />
 &quot;Biraz dinleneyim.&quot;<br />
 <br />
 <b>Nikolai Gogol</b><br />
 &quot;Bir merdiven! Çabuk bir merdiven getirin!&quot;<br />
 <br />
 <b>Pablo Picasso</b><br />
 &quot;Beni iç!&quot;<br />
 <br />
 <b>Voltaire</b><br />
 &#8220;Şimdi, sevgili peder, yeni düşmanlar edinmenin sırası değil.&#8221;<br />
 <br />
 <b>Winston Churchill</b><br />
 &quot;Herşeyden sıkıldım.&quot;</div></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=97">Sözler</category>
			<dc:creator>kuzey</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118508</guid>
		</item>
		<item>
			<title>piercing beyine zararlı</title>
			<link>http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118507&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 21:01:22 GMT</pubDate>
			<description>*piercing beyine zararlı 
*  
 Dildeki piercing beyine bile zararlı 
  
 Bilim adamları, son yıllarda gençler arasında moda haline gelen...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>piercing beyine zararlı<br />
</b> <br />
 Dildeki piercing beyine bile zararlı<br />
 <br />
 Bilim adamları, son yıllarda gençler arasında moda haline gelen piercinglerin dile takılması halinde ön dişlerin arasında aralıklar oluşturduğunu belirlediler.<br />
 <br />
 <br />
 BBC'de yer alan habere göre, Buffalo Üniversitesi'nde görevli araştırmacılar, piercing üzerindeki pimin dişlere sürtmesinden dolayı çentiklere ve ayrıca enfeksiyona yol açtığını söylediler.<br />
 <br />
 Clinical Orthodontics isimli tıp dergisinde yayınlanan çalışmada, İngiliz uzmanlar bu süslerden uzak durulmasını öneriyorlar. Araştırmacılar, dilinde piercing bulunan insanlarda, dilin piercing üzerindeki pimi dişlere doğru ittiğini ve bu nedenle dişler arasında aralıklara ve başka problemlere yol açtığını açıkladılar.<br />
 <br />
 Bunların sadece dişlere zarar vermediğini belirten bilim adamları, aşırı kan kaybı, enfeksiyon, dişetlerinde travma ile daha kötü vakalarda ise beyinde apse gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığına dikkat çektiler.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.cemaatforum.com/forumdisplay.php?f=34">Sağlık</category>
			<dc:creator>Deniz Yıldızı</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.cemaatforum.com/showthread.php?t=118507</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
